Hani evlere tablo olarak bazı âyetler asılır ya… Çoğu zaman insanlar onların mânâsını bilmez, sırf süs ve aksesuar olsun diye duvarda tutar. Kimileri de mânâsını bilse de bir zaman sonra artık gözü o tabloyu görmez, aklı tabloda yazan yazının mânâsını düşünmez olur.

Aslında hepimizin akıl duvarımıza sökülmeyecek şekilde asmamız gereken bir âyet var. Bu âyeti öyle bir çakmalı ki, her dâim başımız sıkıştıkça, bedenimiz yer çekimine, ruhumuz yeryüzünün çekim ve câzibesine kapıldıkça, ayağımızın kayar olduğunu hissettikçe bu âyet aklımıza gelmeli…

Neymiş bu âyet?

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bâkidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.” (Nahl, 96)

Âyet bize iki temel mesaj veriyor:

1. “Yalan dünyaya kanma, geçicidir aldanma!”

Şu dünyanın malı-serveti, ünü-şöhreti, süsü-zîneti var ya… Bunların hepsi tükenecek yok olacak. Tıpkı sabun köpüğü gibi. Hani çocuklar oyun oynarlar ya sabun köpükleriyle. Şişirip şişirip etrafa yayarlar. Bir anda etraf küçük baloncuklarla dolar. Sonra hepsi teker teker sönmeye yok olmaya başlar. İşte dünyanın bütün nimetleri de böyledir. Hepsi zevâle doğru gitmektedir. Gel gör ki insanoğlu, tıpkı bir çocuk gibi köpüklerin çokluğuna kanarak sevinmekte, onları bâkî – kalıcı sanmakta.

Peki Allah’ın yanındaki nimetler öyle mi? Onlar hem değerli hem de bâkî. Kalıcı elmas ve yakutlar gibi. Sönmüyor, silikleşmiyor, yok olmuyor.

Bunu bilen insan, geçici ve değersiz olana mı heves etmeli yoksa kalıcı ve paha biçilmez olana mı?

Gel gör ki yeryüzü bizi kendisine çekiyor. “Yer çekimi” sadece cisimleri değil bizleri de kendisine çekiyor. İşte bu âyet hep gözümüzün önünde durmalı. İnsan olarak yer çekimine, yer yüzünün câzibesine kapılmamalı.

2. “Sabredersen belâya, kavuşursan rızaya!”

Kim şu üç günlük dünya imtihanında güzelce sabrederse Allah ona mükâfatını yaptıklarının çok daha güzeli ile verecek.

Bazen kaderin cilvesi olarak başımıza istemediğimiz şeyler gelir. Bazen ibadetler nefsimize ağır gelir. Bazen günah dalgaları arasında boğulmamak için çabalarız. İşte bütün bunlar sabrı gerektirir. Ama bu hayat ebedî değil, bu sabrın da bir sonu var. Sabrın sonu selamete varıyor.

Belki yaptığımız ameller kusurlu, eksik. Belki mükâfata değmiyor. Ama Allah bütün bunları, bizim yaptığımızdan, hak ettiğimizden çok daha güzel şekilde mükâfatatlandıracak.

Şimdi bu âyet, zihnimizin duvarının tam ortasına çakılmaz mı?

Rabbimiz, bu âyeti ömrümüz boyunca göz önünde bulundurmayı bizlere nasip eylesin.

(Soner Duman /27.Rebîülâhir.1439/Pazartesi)

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Lütfen cevaplayınız *